Küba

Küba Cumhuriyeti

Küba
Küba, resmî olarak Küba Cumhuriyeti Karayipler’de bir ada ülkesi. Küba, Isla de la Juventud ve birçok takımadaların yanı sıra, başlıca Küba adasından oluşur. Havana, Küba’nın en büyük şehri ve ülkenin başkentidir. Santiago de Cuba ikinci en büyük şehirdir. Küba’nın kuzeyinde Birleşik Devletler (150 km uzaklıkta) ve Bahamalar, batısında Meksika, güneyinde Cayman Adaları ve Jamaika ve güneydoğusundaki Haiti ve Dominik Cumhuriyetine kadar uzanır.

28 Ekim 1492’de, Kristof Kolomb karaya çıktı ve şu an Küba’ya ait olan adada İspanya Krallığı için hak iddia etti. Küba, 1898’de biten İspanya-Amerika Savaşına kadar İspanya’nın bir toprağı olarak kaldı, ve 1902’de Birleşik Devletler’den resmi bağımsızlık kazandı.

Küba 11 milyonu aşkın insanın yurdudur ve Karayipler’de en geniş yüzölçümüne sahip olmanın yanı sıra en kalabalık ada milletidir. Ada, etrafındaki sular tarafından ılıklaştırılmış bir tropikal iklime sahiptir. Aynı zamanda Karayip Denizi’nin sıcak suları ve adanın Meksika Körfezi’nin karşısında olması adayı kasırgalara açık hale getirmiştir. 1232.5 km uzunluğundaki Küba Adası yeryüzündeki en büyük 13. adadır.

Küba Coğrafyası
Yengeç Dönencesi’nin hemen başında ve Meksika Körfezi’nin girişinde yer alır. Aynı adı taşıyan asıl büyük adanın yanı sıra 3.715’ten fazla ada ve adacığı kapsar. Önce doğuya, daha sonra güneye yönelerek bir yay biçiminde Antil Denizi’ni çevreleyen Antiller ada zincirinin önemli bir parçasını oluşturur. En yakın komşusu olan Haiti’ye 77, Bahamalar’a 140, Jamaika’ya 146, Amerika Birleşik Devletleri’ne 180, Meksika’ya 210 ve Cayman Adaları’na 240 km uzaklıktadır. Ülkenin ikinci büyük adası Juventud adasıdır. En yüksek noktası Turquino Doruğu’dur (2005 m). Toplam kara yüz ölçümü 110.861 km²’dir. Yıllık ortalama sıcaklık 26 °C’dir. İki mevsimle belirlenen yarı tropikal bir iklime sahiptir. Eylül – Ekim ayları arasında görülen kasırgalar bazen büyük yıkımlara yol açmaktadır. Kıyılarının toplam uzunluğu 3735 km olup, Guantanamo Koyu’ndaki Amerika Birleşik Devletleri deniz üssüyle 29 km’lik kara sınırı vardır.

Küba Kültür
Küba’nın başkenti Havana’da kolonyal dönemden kalma birçok eser bulunmaktadır. Bu sebeple 1982 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir.[14]

Küba kültürü köken bakımından İspanyol ve Afrika etkisinin belirgin izlerini taşır. Amerika Birleşik Devletleri ile olan tarihi bağları nedeniyle Kuzey Amerika sporları halk arasında yoğun ilgi görmektedir. Başta beyzbol olmak üzere basketbol, voleybol, atletizm ve boks; Küba’da yaygın olarak oynanan ve uluslararası müsabakalarda başarılı olunan sporlardandır.

Devrim sonrasında hızla gelişen ve refah düzeyinin yükseldiği Küba’da halkın tamamına yakını okur yazardır.

Her köşe başında amatör müzik grupları boy gösterir. Uzun bir geçmişe sahip olan Küba müziği, coşkulu ve hareketli eserlerden oluşup geniş bir yelpazeye sahiptir.[14]

Küba mutfağı, genel olarak İspanyol-Karayip karışımıdır. Domuz eti, deniz mahsulleri, mısır ve siyah fasulye çok tüketilir. Küba edebiyatının özellikle şiir alanında zengin ve nitelikli bir mirası vardır. 19. yüzyılda yaşamış şair Jose Marti ile 20. yüzyılda yaşamış olan Nicolás Guillén önemli Kübalı edebiyatçılardandır. Ünlü şarkı Guantanamera, Küba’nın devrimci kahramanı Jose Marti’nin eseridir. Aynı zamanda Bolivya ordusuna ve Che’ye yazılan ünlü Soldadito Boliviano (Bolivyalı Küçük asker) şarkısı da Nicholas Guillen’indir.

Küba Edebiyat
Küba edebiyatı kendi yerini 19. yüzyılın başlarında bulmaya başladı. Hakim bağımsızlık ve özgürlük temaları Küba edebiyatında Modernist hareketi yöneten José Martí tarafından örneklendirildi. Nicolás Guillén ve José Z. Tallet gibi yazarlar sosyal protesto olarak edebiyata odaklandılar. Dulce María Loynaz ve José Lezama Lima’nın şiirleri ve romanları etkili olmuştur. Küba Hayalindeki Herkes’i yazan romancı Miguel Barnet, daha melankolik bir Küba’yı yansıtıyor.

Alejo Carpentier, Sihirli gerçekçilik hareketinde önemliydi. Reinaldo Arenas, Guillermo Cabrera Infante ve daha yakın zamanda Daína Chaviano, Pedro Juan Gutiérrez, Zoé Valdés, Guillermo Rosales ve Leonardo Padura gibi yazarlar devrim sonrası dönemde uluslararası tanınırlık kazanmış olsalar da, bu yazarların çoğu Küba yetkilileri tarafından medyanın ideolojik kontrolü nedeniyle sürgünde çalışmaktadırlar.

Küba’ya ne zaman gitmeli?
Küba’ya ne zaman gitmeli sualinin en kolay cevabı muson yağmurlarının olmadığı zaman olur. Muson yağmurlarına tutulmak istemiyorsanız gitmemeniz gereken mevsim Haziran ve Kasım ayları. Aralık ve Nisan ayları da bölgenin mevsimsel olarak en hoş tarihleri olduğu için turist yoğunluğunun en fazla olduğu zaman. Tabii ki turist sezonu olduğu için konaklama ve erişim maliyetleri bir ölçü fazla. Fakat bana göre dünyanın en gözde politik ülkesine gidilmesi gereken yarıyıl 1 Mayıs veya 26 Temmuz’u içinde barındıran bir yarıyıl olmalı. 1 Mayıs mevsimsel açıdan da uygun olduğu için bir çok turist tarafından da seçim ediliyor.

Küba’da Para Birimi ve Harcama:
Küba’da dikkat etmeniz gereken en önemli şeylerden biri para birimleri. Küba para birimi ikiye ayrılıyor. Ülkede turistler için ayrı yerli halk için ayrı para birimi kullanılıyor. Sanırım devlet turistler ile yerli halk arasındaki gelir eşitsizliği bu şekilde dengeliyor.

Turistlerin kullanması gereken para birisi CUC bu da 1 USD‘a eşit. Tabii her ne kadar turistler için CUP kulanı mı çok mümkün gözükmüyor gibi olsa da ev sahibinizin de yardımıyla kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Özellikle yerli halkın alış veriş yaptığı market, fırın ve pazarları keşfederseniz harcamalarınız neredeyse 3‘te bir fiyatına iniyor.

Küba’da gezilecek yerler
Eski Havana (Habana Vieja) : Bir UNESCO Dünya Mirası olan Habana Vieja veya Eski Havana, Küba tarihinde iyi korunmuş yerlerinde başında geliyor. Arnavut kaldırımlı sokaklarda dolaşırken Küba’ya özgü barok ve neoklasik binalar göreceksiniz. Tarihi binalardan yola çıkarak ülkedeki yaşama dair derin izler bulma şansınız var.

Varadero : Küba’nın en ünlü plaj destinasyonlarından biridir. Kuzey kıyılarına kadar açılır ve köprüyle anakaraya bağlıdır. Popüler tatil yerinde 50’den fazla otel bulunuyor. Hâl böyle olunca muhteşem beyaz kumdan meydana gelen plajlara dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akın etmekte.

Trinidad : UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan Trinidad şehrini keşfetmek, zamanda geriye gitmek gibi. Binalar restore edilmiş olsa da tuhaf bir sömürge hissi uyandırıyor. Mimarinin çoğu 17. ve 18. yüzyıla dayanıyor. Bu dönemlerde Trinidad’da şeker ve köle ticareti yapılıyordu.

Guardalavaca : Parlak plajlar ile çevrili turistik merkezdir. Varadero’ya göre daha sakin olan Holguin eyaletine bağlıdır. Plaj kısmında güneşten kaçınmak isterseniz yeşil yapraklı tropik ağaçlar size şemsiye oluyor. Dalmayı sevenler için de bol miktarda resif var.

Playa Paraiso, Cayo Largo del Sur : Güzel kumsalları ile tanınan bir ülkede, Cayo Largo del Sur adasındaki Playa Paraiso, Küba‘nın en iyilerindendir. Denize yakın otellerde ve barlarda günlerinizi değerlendirebilirsiniz.

Cayo Coco : Uçsuz bucaksız deniz karşısında her tarafınız doğal güzellikler sarılı. Yine burada da plajlar öncelikli durak noktası. İç kısımlarda El Baba Tabiat Parkı içinde timsah, flamingo gibi vahşi doğaya ait havanları izleyebilirsiniz. Bu adada kuş gözlemciliği yapan araştırmacıları da görme şansınız var.

Parque Nacional Vinales : UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Parque Nacional Vinales, Pinar del Rio’nun kuzeyinde yer alıyor. Güzel ve yemyeşil vadiler arasında yetiştirilen meyve ve sebzeler ülkenin pazarlarına gönderilir. Şanslıysanız taze taze burada tadabilirsiniz. Havana’dan günlük geziler düzenleyen turlar ile de buraya gelmeniz mümkün.

Baracoa : Doğu Küba’nın en önemli özelliklerinden biri, ülkenin en eski şehri olan Baracoa’ya sahip olmasıdır. 1511’de Guantanamo eyaletinde kurulmuştur ve o zaman burada ilk kilise inşaatı başladı. Kilise şu an aktif şekilde kullanılıyor ve turizm açısından da değer katıyor. Baracoa’nın yeşilleri içinde bulunan yamaç, nadir bulunan kuş ve bitki türleri içerdiği için UNESCO Biyosfer Rezervi’ne dahil edilmiş.

The Malecon : 1901’de kısmen, 1902’de tamamen inşa edilen Malecon, Havana’nın ünlü sahil şerididir. Buradaki bir yürüyüş, şehrin geçmişi hakkında açıklayıcı bilgiler kazandırabilir. Gezi yolu, Habana Vieja mahallesinden, merkezi ticaret bölgesi olan Vededo’ya 7 kilometre uzaklıktadır. Art Deco ve Neo Moorish gibi mimari fikirlerin uygulandığı 20. yüzyıl binaları iyi korunmuş.

Santa Clara : Santa Clara’yı farklı yapan şey, Che Guavara’nın 1958’deki son gerilla savaşının yapıldığı yer olmasıdır. Anıt mezarı yerli yabancı fark etmeksizin herkesin ilgi gösterdiği, saygı duyduğu yerlerin başında gelir. Bu civarlarda Che’nin heykellerini, kişisel eşyalarını görebileceğiniz müze benzeri yapılar göreceksiniz.

San Pedro del Morro Kalesi : UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan kale, 17. yüzyılın en iyi korunmuş İspanyol kalelerinden biridir. Ülkenin en büyük ikinci şehri olan Santiago de Cuba’nın yaklaşık 10 kilometre güneybatısındaki Santiago Körfezi girişinde bulunuyor. Bir uçurumun tepesinde konumlanan yapı 1587’de tasarlanmış ancak inşa edilmesi zaman almış. Aslında korsan saldırılarına karşı düşünülen kale, 1700’lü yılların sonunda hapishane olarak da hizmet vermiştir.

Peninsula de Zapata : Doğaseverler için bir cennet niteliğinde olan Peninsula, Karayipler’deki en büyük sulak alanlar arasındadır. 150 farklı kuş türüne ev sahipliği yapmasıyla UNESCO’nun dikkatini çekmiş. Milletlerce korunan doğal yaşam alanı turistik çekim noktasıdır.

Parque Historico Militar : Havana’nın ünlü kalelerinden ikisini kapsıyor. Bunlar; El Morro olarak da bilinen Castillo de Ios Tres Reyes del Morro ve Fortaleza de San Carlos de la Cabana’dır. 16. yüzyılın sonlarında, 17. yüzyılın başlarında korsanların etkisini azaltmak için inşa edilmiştir. Denize hakim konumda bulunan kalelerin tepelerine çıkarak manzarayı seyredebilirsiniz.

Plaza de la Revolucion Havana : Havana’nın tarihindeki önemli yerinden dolayı, ziyaretçiler burada biraz geçiriyor. Jose Marti’ye ait anıt, heykel ve müze ile birlikte Che’nin ünlü dev portresi şehri süslüyor.

Remedios : Trinidad’ın kardeş şehri olan Remedios 500 yıl öne kuruldu. Trinidad kadar çekici olmasa da San Juan Bautista Kilisesi görmeye değer. İki ayrı binadan oluşması diğer kiliselerden ayrılan bir özelliğidir.

(Visited 1 times, 1 visits today)
Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]

bunlar da ilginizi çekebilir

Leave a Comment